Altın peşine düştüler! Dedektör ve haritayı kapan bölgeye koşuyor

Tarih boyunca insanlar, yaşanan kıtlık, savaş gibi durumlar göç etmelerini gerektirdiğinde kıymetli eşyalarını belirli şifreleme yöntemlerini kullanarak gömdüler. Hazineleri gömerken kullanılan teknikleri ve sembolleri bilmek, yeniden o hazineleri bulmanın olmazsa olmazı.

Türkiye çeşitli tarihi ve kültürel sebeplerle definecilik potansiyeli yüksek bir ülke. Neredeyse her köy ve kasabada karşımıza çıkan bir kültür varlığına sahip olması Türkiye’yi bu alanda hedef haline getiriyor. Peki böylesine büyük bir zenginliğe sahipken acaba ülke genelinde kaç kişi definecilikle uğraşıyor?

Milliyet’in haberine göre, İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü Eskiçağ Tarihi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Erkan Konyar, “Ülkemizde definecilik, toplumun büyük kesimi tarafından dolaylı veya doğrudan ilgilenilen bir konu. Kabul edilebilir beyanlara göre yaklaşık 4 milyon kişi ülkemizde bu işle ilgileniyor” ifadelerini kullandı.

‘NEKROPOL ALANLARDA BULUNUYOR’

Doç. Dr. Erkan Konyar, teknik olarak yeraltında bulunan ve maddi değeri paraya dönüştürülebilen eski eser veya değerli maden, taş gibi objelerin define aramalarına dahil olduğunu söyledi. Doç. Dr. Konyar, daha çok yeraltına bilinçli olarak gömülmüş, altın ve bunun gibi değerli madenden sikke ve mücevherlerin define olduğunu ancak günümüzde toprak altında bulunan arkeolojik değeri olan objelerin de define mantığında algılanabildiğini ekledi.

Bu definelerin en çok hangi alanlarda bulunduğu da merak edilen sorular arasında. Define arayanlar özellikle nekropol alanlarda, höyüklerde, tümülüslerde, antik yerleşimlerde, kiliselerde, camilerde definelerin bulunduğunu iddia ediyor.

DEFİNE ARAMAK SERBEST AMA…

Definecilik gizli veya aleni bir şekilde dünya genelinde çoğu kişinin ilgilendiği bir alan. Kimileri bunu yasal yollarla kanunlara uyarak yapmayı tercih ederken, kimileri ise usulüne uygun hareket etmiyor. Türkiye’de define aramak yasal olarak nasıl değerlendiriliyor?

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na göre define aramak serbest ancak burada dikkat edilmesi gereken şey, define arama işleminin kazılarak değil dedektörle yapılması. Ayrıca arama yapacağınız alan sit alanlarında, askeri bölgelerde, mezarlık ve şahıs arazilerinde ise bu yerlerde izinsiz arama yapılamıyor.

BÜYÜK ŞEHİRLERDEN İLGİ BÜYÜK

Özellikle İzmir, Ankara, İstanbul, Adana, Gaziantep, Bursa gibi büyük şehirlerde dedektör satışları oldukça yüksek. Ancak bu sektörün kasabalara kadar indiğini görmek de mümkün.

‘İŞARETLERİN DİLİNİ BİLMEK ÖNEMLİ’

Akıllara gelen sorulardan biri de define aramanın belirli şartlarının olup olmadığı. Defineciler, “Define çoğunlukla işaretle aranır ve bu defineyi saklayan insanlar tarafından geri dönüp alınmak için bırakılır. Bu yüzden belirli simgesel şifrelemelere sahiptirler” dedi.

Bu sembollerin çoğunlukla çizgiler, hayvan figürleri ve geometrik şekillerden oluştuğunu söyleyen defineciler, işaretlerin ne anlama geldiğini hazine sahibinin dışında kimsenin bilemeyeceğini söyledi.

‘DEFİNECİLİK BİR EKİP İŞİDİR’

Define olduğuna inanılan bölgeyi bulduk! Şimdi gelelim kazıya… Bu işleminin tek başına gerçekleştirilemeyeceğini söyleyen Doç. Dr. Erkan Konyar, “Kazıyı yapacak kişilere, harita ve işaretleri çözebilecek ‘nişancı’lara, dedektör gibi tarama cihazlarını iyi kullanabilecek ‘makineci’ olarak adlandırılan kişilere ve ‘tılsımları ve büyüleri’ çözebilecek birine ihtiyaç var” diyerek, sektörün büyüklüğüne vurgu yaptı.

Defineciliğin türlerine de değinen Doç. Dr. Erkan Konyar, bunu şöyle sıraladı: Efsane ve eski harita defineciliği, harita defineciliği, hobi defineciliği ve profesyonel definecilik. Bunların başında gelen efsane ve eski harita defineciliği, halk arasında oldukça yaygın. Efsanelerin peşinden koşan bu definecilerin odak noktasında Osmanlı dönemi yer alıyor. Harita defineciliği ise genellikle Anadolu’dan göç etmiş veya göçe zorlanmış Hristiyan ailelerin giderken tekrar döneceklerini düşündükleri için güvenlik nedeniyle yanlarına almadıkları değerli eşyaları içeriyor.

Hobi defineciliği de genellikle kentli kesimin kırsal kesimlerden aldıkları duyumlar üzerine bazen 1-2 denemeyi geçmeyen, çoğunlukla sonuçsuz kalan girişimlerini barındırıyor. Son olarak profesyonel defineciler ise ülkemizde son yıllarda hızla artan bir kesimi kapsıyor. Profesyonel defineciler genellikle kırsal bölgede bulunan ve çevresinde yer alan arkeolojik bölgelerdeki mezarlarda arama yapıyorlar. İlgilendikleri alanlar ise tümülüsler, antik mezarlık alanları ve mozaikler.

DEFİNE BULUNDUĞUNDA NEREYE TESLİM EDİLMELİ?

Diyelim ki defineyi bulduk! Şimdi ne yapmamız gerekiyor? Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. İhsan Erdoğan, “Define arama işlemleri izinli yapılır, dolayısıyla izinli bir kazı sonucunda define bulunursa tamamı müze müdürlüğüne götürülür. Eğer bulunan şey bir kültür varlığı niteliği taşıyorsa müze zaten buna el koyar. Onun dışında metal değeri olan bir define bulunduysa bununla ilgili bir paylaşma prosedürü var” dedi.

“Bulunan hazinenin bir kısmı müze müdürlüğüne kalır, bir kısmı define işlemini yapan kişiye verilir” diyen Prof. Dr. İhsan Erdoğan, bu paylaşımın da define arama yönetmeliği kapsamına girdiğini söyledi. Define arama yönetmeliğiyle ilgili detayları paylaşan Avukat Selahattin Bektaş da, “Bulunan varlık başkasının mülkü içinde ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca varlığın değeri dikkate alınarak, takdir olunacak bedelin yüzde 80’i ikramiye olarak bulan kişi ile mülk sahibi arasında yarı yarıya paylaştırılır. Kültür varlığı devlete ait arazide bulunmuş ise, takdir olunacak bedelin yüzde 40’ı bulan kişiye ikramiye olarak verilir. Kültür varlıklarını bulan, haber veren veya yakalayan kişiler birden fazla ise verilecek ikramiyeler bunlar arasında eşit olarak paylaştırılır” diye konuştu.

İZİNLİ KAZILARDA DÜŞÜŞ VAR

Türkiye’de son yıllarda izinli define kazılarının sayısında belirgin bir düşüş yaşanıyor. Bu durumun, artan izinli kazı maliyetlerinden kaçmak için yaşandığını düşünen Doç. Dr. Erkan Konyar, “Azalan izinli define kazılarına karşın ülkemizde son yıllarda kaçak kazı sayısı ve kaçak kazılarda ele geçirilen eser sayısında önemli ölçüde artış var. Örneğin, Türkiye genelinde son 20 yılda gerçekleştirilen 50’nin altında izinli define kazısıyla oldukça alt sıralarda yer alan Denizli, Muğla, Afyon, Antalya, Mersin, Adana gibi iller, Jandarma kayıtlarına göre, Türkiye’de eski eser kaçakçılığı ve define kazılarının yüzde 43’ünün (Bursa, İzmir, İstanbul, Rize ile birlikte) gerçekleştirildiği 10 il arasında gösteriliyor” ifadelerini kullandı.